Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Haber Girişi: 22.07.2021 - 20:07, Güncelleme: 22.07.2021 - 20:07

MAALESEF, MİLLET İTTİFAKI'NI OLUŞTURAN PARTİ GENEL BAŞKANLARI BU DAVETLERE İCABET ETMEDİLER

 

MAALESEF, MİLLET İTTİFAKI'NI OLUŞTURAN PARTİ GENEL BAŞKANLARI BU DAVETLERE İCABET ETMEDİLER

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN KKTC ZİYARETİNE KATILAN BBP GENEL BAŞKANI DESTİCİ'DEN DEĞERLENDİRME
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 47'nci yıl dönümü dolayısıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki (KKTC) programlarına katılan Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Maalesef, Millet İttifakı'nı oluşturan parti genel başkanları bu davetlere icabet etmediler. Keşke onlar da olsaydı da Türkiye'nin daha güçlü bir birliktelikle Kıbrıs davasını sahiplendiğini göstermiş olmamıza katkı sağlasalardı." dedi. KKTC dönüşü Kurban Bayramı tatiline memleketi Eskişehir'in Günyüzü ilçesi Gecek Mahallesi'nde devam eden Destici, gazetecilere gündemi değerlendirdi. Türk halkının ve Müslüman aleminin bayramını kutlayan Destici, Kurban Bayramı'nın birlik, beraberlik ve kardeşliğe katkı sağlamasını temenni etti. Davetli olarak KKTC'ye gittiklerini hatırlatan Destici, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle Kıbrıs Barış Harekatı'nın 47'nci yıl dönümü vesilesiyle davet gerçekleşti. Bu harekatın gerçekleşmesi emrini veren dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı merhum Necmettin Erbakan'ı rahmetle ve şükranla yad ediyorum. KKTC'nin var olma ve bağımsızlık mücadelesinin kahramanları doktor Fazıl Küçük ve merhum Rauf Denktaş'ı da yine rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. Burada HDP dışında tüm siyasi parti genel başkanlarına davet yapıldı. Gönlümüz arzu eder ki bütün parti genel başkanları orada bulunsunlar. Maalesef, Millet İttifakı'nı oluşturan parti genel başkanları bu davetlere icabet etmediler. Keşke onlar da olsaydı da Türkiye'nin daha güçlü bir birliktelikle Kıbrıs davasını sahiplendiğini göstermiş olmamıza katkı sağlasalardı. Devletin, hükümetin bu politikası milli bir politikadır. Burada iç siyaset söz konusu değildir. Biz meseleye böyle bakıyoruz. Keşke herkes de böyle bakabilse." ESKİ CUMHURBAŞKANLARI TALAT VE AKINCI'NIN PROGRAMLARA KATILMAMASI Destici, Millet İttifakı'nın gösterdiği tavrı, KKTC'de mevcut hükümetin ve cumhurbaşkanının karşısında olan partilerin de sergilediğini anlattı. BBP Genel Başkanı Destici, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha çok Türkiye'nin değil de Rum tarafının ve AB'nin tezlerini savunan hem Cumhuriyetçi Türk Partisi hem de Toplumcu Demokrasi Partisi milletvekilleri ve genel başkanlarından da bu tavrı gördük. Onlar da KKTC Meclisi'ndeki Cumhurbaşkanımızın konuştuğu oturum ile zafer kutlamalarına katılmadılar. Onların tavrından daha önemli olan ya da anlayamadığımız, anlamlandıramadığımız bir konu da KKTC'de cumhurbaşkanlığı yapmış iki ismin, Mehmet Ali Talat ile Mustafa Akıncı'nın da hem Meclisteki oturuma hem de törenlere katılmamış olması gerçekten kabul edilebilecek bir durum değildir." Bu davranışı gaflet olarak değerlendirdiğini aktaran Destici, iki eski cumhurbaşkanının, farklı düşüncelere sahip olsalar ve ayrı tezleri savunsalar da geniş bir heyetle ülkeye gelen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın Meclisteki konuşmasını dinlemeleri gerektiğini söyledi. Destici, şunları kaydetti: "Bizim Cumhurbaşkanı'mız değil de o gün orada Yunan, Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı olsaydı koşa koşa gideceklerini biliyoruz. AB üyesi herhangi bir ülkenin cumhurbaşkanı ya da başbakanı konuşuyor olsaydı koşa koşa gidecek, herkesten önce en ön sıralara oturacaklardı. Türkiye, Türk milleti düşmanlığı nedir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, 20 Temmuz 1974'te Barış Harekatı'nı gerçekleştirmeseydi, Türkiye garantörlüğünün gereklerini yerine getirmeseydi, KKTC'yi sahiplenmeseydi bugün Ada'da Türk varlığından bahsedebilir miydik? Onlar bugün orada yaşıyor olabilecekler miydi? Rumlaşarak yaşayabilirlerdi, ona bir itirazım yok. Eğer düşünceleri ve tavırları buysa o zaman bunu Türk toplumuna daha açık bir şekilde söylemeleri lazım. İkiyüzlü davranmamaları lazım. Net olarak 'Türkiye'nin, Türk milletinin KKTC'deki Türk varlığının değil Rum varlığının tezlerini savunuyoruz. Buranın bir Rum adası olmasını savunuyoruz' desinler. Daha açık, mert olsunlar. Bunlar büyük bir gaflet içerisindeler. Eğer gaflet değilse bu açık bir ihanettir ve buna en güzel cevabı da KKTC'de yaşayan Türk kardeşlerimiz, Müslüman Türkler verecektir. En son seçimde de bunun cevabını vermişlerdir."
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN KKTC ZİYARETİNE KATILAN BBP GENEL BAŞKANI DESTİCİ'DEN DEĞERLENDİRME

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 47'nci yıl dönümü dolayısıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki (KKTC) programlarına katılan Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Maalesef, Millet İttifakı'nı oluşturan parti genel başkanları bu davetlere icabet etmediler. Keşke onlar da olsaydı da Türkiye'nin daha güçlü bir birliktelikle Kıbrıs davasını sahiplendiğini göstermiş olmamıza katkı sağlasalardı." dedi.

KKTC dönüşü Kurban Bayramı tatiline memleketi Eskişehir'in Günyüzü ilçesi Gecek Mahallesi'nde devam eden Destici, gazetecilere gündemi değerlendirdi.

Türk halkının ve Müslüman aleminin bayramını kutlayan Destici, Kurban Bayramı'nın birlik, beraberlik ve kardeşliğe katkı sağlamasını temenni etti. Davetli olarak KKTC'ye gittiklerini hatırlatan Destici, şu ifadeleri kullandı:

"Öncelikle Kıbrıs Barış Harekatı'nın 47'nci yıl dönümü vesilesiyle davet gerçekleşti. Bu harekatın gerçekleşmesi emrini veren dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı merhum Necmettin Erbakan'ı rahmetle ve şükranla yad ediyorum. KKTC'nin var olma ve bağımsızlık mücadelesinin kahramanları doktor Fazıl Küçük ve merhum Rauf Denktaş'ı da yine rahmet ve minnetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. Burada HDP dışında tüm siyasi parti genel başkanlarına davet yapıldı. Gönlümüz arzu eder ki bütün parti genel başkanları orada bulunsunlar. Maalesef, Millet İttifakı'nı oluşturan parti genel başkanları bu davetlere icabet etmediler. Keşke onlar da olsaydı da Türkiye'nin daha güçlü bir birliktelikle Kıbrıs davasını sahiplendiğini göstermiş olmamıza katkı sağlasalardı. Devletin, hükümetin bu politikası milli bir politikadır. Burada iç siyaset söz konusu değildir. Biz meseleye böyle bakıyoruz. Keşke herkes de böyle bakabilse."

ESKİ CUMHURBAŞKANLARI TALAT VE AKINCI'NIN PROGRAMLARA KATILMAMASI

Destici, Millet İttifakı'nın gösterdiği tavrı, KKTC'de mevcut hükümetin ve cumhurbaşkanının karşısında olan partilerin de sergilediğini anlattı. BBP Genel Başkanı Destici, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha çok Türkiye'nin değil de Rum tarafının ve AB'nin tezlerini savunan hem Cumhuriyetçi Türk Partisi hem de Toplumcu Demokrasi Partisi milletvekilleri ve genel başkanlarından da bu tavrı gördük. Onlar da KKTC Meclisi'ndeki Cumhurbaşkanımızın konuştuğu oturum ile zafer kutlamalarına katılmadılar. Onların tavrından daha önemli olan ya da anlayamadığımız, anlamlandıramadığımız bir konu da KKTC'de cumhurbaşkanlığı yapmış iki ismin, Mehmet Ali Talat ile Mustafa Akıncı'nın da hem Meclisteki oturuma hem de törenlere katılmamış olması gerçekten kabul edilebilecek bir durum değildir."

Bu davranışı gaflet olarak değerlendirdiğini aktaran Destici, iki eski cumhurbaşkanının, farklı düşüncelere sahip olsalar ve ayrı tezleri savunsalar da geniş bir heyetle ülkeye gelen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın Meclisteki konuşmasını dinlemeleri gerektiğini söyledi. Destici, şunları kaydetti:

"Bizim Cumhurbaşkanı'mız değil de o gün orada Yunan, Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı olsaydı koşa koşa gideceklerini biliyoruz. AB üyesi herhangi bir ülkenin cumhurbaşkanı ya da başbakanı konuşuyor olsaydı koşa koşa gidecek, herkesten önce en ön sıralara oturacaklardı. Türkiye, Türk milleti düşmanlığı nedir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, 20 Temmuz 1974'te Barış Harekatı'nı gerçekleştirmeseydi, Türkiye garantörlüğünün gereklerini yerine getirmeseydi, KKTC'yi sahiplenmeseydi bugün Ada'da Türk varlığından bahsedebilir miydik? Onlar bugün orada yaşıyor olabilecekler miydi? Rumlaşarak yaşayabilirlerdi, ona bir itirazım yok. Eğer düşünceleri ve tavırları buysa o zaman bunu Türk toplumuna daha açık bir şekilde söylemeleri lazım. İkiyüzlü davranmamaları lazım. Net olarak 'Türkiye'nin, Türk milletinin KKTC'deki Türk varlığının değil Rum varlığının tezlerini savunuyoruz. Buranın bir Rum adası olmasını savunuyoruz' desinler. Daha açık, mert olsunlar. Bunlar büyük bir gaflet içerisindeler. Eğer gaflet değilse bu açık bir ihanettir ve buna en güzel cevabı da KKTC'de yaşayan Türk kardeşlerimiz, Müslüman Türkler verecektir. En son seçimde de bunun cevabını vermişlerdir."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kibrishakikat.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.