Yazı Detayı
06 Şubat 2019 - Çarşamba 19:03
 
HALKIN SESİ GAZETESİ’NE 15 YILDA, 50 DAVA !; ANCAK ...
Bülent Fevzioğlu
kibrishakikat@gmail.com
 
 

Kıbrıs Türk basınının ilk 50 yıllık süreci içerisinde [çünkü ikinci 50 yıllık süreçte bu rekor! ‘Halkın Sesi’ gazetesinden ‘Avrupa’ gazetesine geçecektir] yayınlarından dolayı hakkında en çok Basın Davası açılan ve bu yönde adeta bir dava edilme rekoru kıran tek yayın organı, sahibinin ve başyazarının Dr. Fazıl Küçük olduğu Halkın Sesi Gazetesi’dir.
14 Mart 1942 yılında ilk sayısını yayınlayan ve aradan geçen 56 yıl sonrasında bugün “günlük yayınlanan gazete” olarak varlığını halâ korumakta bulunan Halkın Sesi gazetesi, ayrıca,  Kıbrıs Türk Basın Tarihi’nde en uzun ömürlü gazete olma rekorunun da sahibidir. Kitabımızın içeriğiyle ilgili olarak Dr. Fazıl Küçük, Halkın Sesi Gazetesi’nin karşılaştığı sorunları ve Basın Davalarını yazarken,  “1942’den 1957 yılına kadar 47 defadan fazla aleyhime dava açılmış ve bu süre beni mali bakımdan               (Dr. Fazıl Küçük)
yere serecek kadar bitkin hale getirmişti...” demektedir. Halkın Sesi Gazetesi’nin birbiri ardına mahkûm edildiği yıllar, İngilizler tarafından Kıbrıs’a getirilen ilk basın yasası : “... Hakaretamiz veya Müfsit Yazılar Kanunu....”nun yürürlükte olduğu yıllardır. Bu yasanın 3. maddesindeki şu paragraflar dikkat çekicidir :     
“ .... Kıbrıs dahilinde yayın yapan bir gazetede hakaretamiz veya tahrik edici yayınlar saptandığı zaman, onun yayınlanmasını makamlar durdurur. Mahkeme hakaretamiz veya tahrik edici yazıyı içeren herhangi bir yayını durdurabilir. 
Ve yayınlanmasını yasaklayabilir. 
Bu yasa tahdında suç işlediği sabit olanlar 100 Kıbrıs lirası para cezası veya altı ayı geçmeyen hapis cezasına (ağır hizmet de olabilir) veya her ikisine birden çarptırılabilir” 
Şimdi, Dr. Küçük’ü okuyoruz :
“.... İkinci Cihan Savaşı patlak vermişti; çıkarılan olağanüstü kanunlar yalnız yazı yazanların değil, sokakta yürüyenlerin bile konuşma özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmıştı. 1940 yılında MASUM MİLLET kapatılmış, 1942’de de SÖZ gazetesinin sahibi ölmüştü. Türk toplumu iç ve dış olaylardan tamamen habersiz ve kendi şikâyetlerini az bir şey olsun bildirmek imkânlarından tamamen mahrum kalmıştı. Bazı dostlarım beni yeni bir gazete çıkarmaya teşvik ederken bulduğum desteğe güvenerek HALKIN SESİ’nin çıkması için hükümete resmen müracaatta bulundum. İstidam aylarca bekletildikten sonra şartlı olarak kabul edilmiş ve şartların başında sömürge idaresini tenkit edecek hiçbir yazının yayınlanmayacağı taahhüdü istenmişti. Buna kayıtsız şartsız 'Evet' demenin mümkün olamayacağını açıkça anlattım. Sömürge idaresi sıkışık bir durumda idi. Günlük yayınladığı birçok 'Emirname'ler vardı. Toplum bundan tamamen habersiz kaldığından her gün yeni yeni müşkiller çıkıyordu. Sağdan soldan hükümet kendine 'yar' olabilecek olanları aramışsa da, hiçbir kimse Avrupa’da savaşın devam ettiği karanlık günlerde yaklaşmadığından bana 'Evet' demişlerdi.
14 Mart 1942’de HALKIN SESİ’ni toplum huzuruna çıkarabilmiştim...
İlk yazılarımdan idarenin Türk toplumuna reva gördüğü haksızlıkları deşmeye başladım. Eli kalem tutan bir çok kimseler içlerini dökebilecek bir yayın organı bulduklarından yazılarını gönderiyor ve biz de onları sayfalarımıza seve seve alıyorduk...
Başta Evkaf Murahhası, İngiliz ve Türk Lisesi İngiliz müdürlerin yanlış icraatları her gün teşhir ediliyor, yine idareciler tarafından yapılan ikazlar da tesirsiz kalıyordu...
9. ayın sonunda sömürge valisi tarafından aldığım bir yazıda gazetenin 3 ay kapatıldığı haber veriliyordu. Bizi, susturmuşlardı ....
Başka bir gazete daha çıkmaya başlamıştı. Ilımlı bir politika takip ediyordu. Bizim cezamız bitmiş, tekrar yayın hayatına gireceğimiz günlerde, gazete kâğıt tevziatını yapan İngiliz İdarecileri toplumun ihtiyacına cevap verebilecek gazete çıktığından bizim için kâğıt ayırımı yapmadıklarını, bu yönden başımın çaresine bakmamı ifade etmeleri üzerine, karaborsa ile beni karşı karşıya bırakmışlardı.
Hükümetin verdiği kâğıdın topu 1 Kıbrıs lirası iken, karaborsada 10 Kıbrıs Lirası’na bulunabiliyordu ... Bir çok defalar 20 Kıbrıs Lirası’na mal oluyordu. Şu kadarını da söz açılmışken söyleyeyim ki, o sıralarda Mağusa’da avukatlık yapan Hakkı Süleyman Bey’in yardımlarını unutamıyorum ve daima minnetle anıyorum. 
O da, o günlerde Rum matbaalarının artırdıkları kâğıdın topunu 20 Kıbrıs Lirası’na sağlayabilecek, çuvallar içerisinde gizlice bizlere ulaştırabiliyordu.. Benim ve onun kâğıt bulamadığımız günlerde bakkallara müracaat ediyor ve bakkal kâğıtları üzerine gazete bastığımız günler de olmuştur.. Bunlar koleksiyonumuzda duruyor ve ara sıra onları karıştırdığım zaman o karanlık günlerde geçirdiğim sıkıntıları halâ bütün canlılığı ile yaşıyorum .. 4 yıl devam eden bu kâğıt sıkıntısı sona erip kâğıt tüccarlarının yeniden ithalâta başlaması üzerine daha kolay ve diğer yerli gazeteler hacminde yayına başladığım zaman bu defa karşımda mahkemeleri bulmuştum.
Ay geçmiyordu bir 'Zem ve Kadih' davası ile hakim huzuruna çıkarılmış olmayım..
Her defasında ağır cezalar ödeyerek mahkeme salonlarından çıkıyordum ...
1942’den 1957 yılına kadar 47 defadan fazla aleyhime dava açılmış ve bu süre beni mali bakımdan yere serecek kadar bitkin hale getirmişti ...”
Kıbrıs Türk Basın Tarihinin en uzun soluklu gazetesi olan HALKIN SESİ’nin karşılaşmış olduğu yayın zorlukları ile Basın Davaları’na ilişkin olaylarını, birinci elden diyebileceğimiz gazetenin sahibi ve başyazarı Dr. Fazıl Küçük’ün kendi kaleminden okuduk. 15 yılda 50 dava, kuşkusuz ki sadece Kıbrıs Türk Basını için değil, dünya basın tarihi için de önemli bir olaydır. Ancak ...
Ancak; yıllar sonra bugün geriye dönüp baktığımız zaman, bizi üzerinde düşündüren bir başka olayın daha ortaya çıktığını görmekteyiz ...  
Nedir bu olay ? 
Uzun sürelerle gazetesi kâğıtsız bırakılmış ...                                                                                                                                           Karaborsadan fazladan ödemelerle kâğıt almaya ve hatta bakkal kâğıtları üzerine baskı yapmaya zorlanmış ... 
Üç aylık yayın yasağı ile gazete yayınlarına ara verilmiş... 
Ve en sonunda da büyük para cezalarına çarptırılmanın ağır sıkıntılarını yıllar sonra kaleme alırken;
“ - Ay geçmiyordu bir 'Zem ve Kadih' davası ile hakim huzuruna çıkarılmış olmayım ... Her defasında ağır cezalar ödeyerek mahkeme salonlarından çıkıyordum ... 1942’den 1957 yılına kadar 47 defadan fazla aleyhime dava açılmış ve bu süre beni mali bakımdan yere serecek kadar bitkin hale getirmişti....” 
diyebilen bir gazete sahibi + yazarının, aynı yıllarda (1949) kendisinin de başka bir Türk gazetesi aleyhine Zem ve Kadih davası açması ve davayı kazanması sonucunda da dava açtığı gazeteye getirilen ağır para cezasının gazetenin kapanmasına neden olmasıydı.
Ne diyordu Sn. Küçük ?
- Aleyhime dava açılmış ve bu süre beni mali bakımdan yere serecek kadar “bitkin” hale getirmişti .!
Dr. Fazıl Küçük İngiliz Sömürge mahkemelerinden bitkin çıkmakla, yine de şanslıydı ..

 

 
Etiketler: HALKIN, SESİ, GAZETESİ’NE, 15, YILDA,, 50, DAVA, !;, ANCAK, ..., ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı